Uykusuz geçen gecenin sabahı,
Çamur gibi ağzımla uyandım. Ben buradaydım, ağzım buradaydı, çamur tadı, dahası berbat bir kasvet hepsi buradaydı. Ne yaptıysam üşüyen sırtıma pikeyi çekecek enerjiyi bulamadım. Kosar lanet kendisi de örtünmüyordu. Elimi yerde duran cep telefonuna uzattım. Benim çocukluğumda yazılan romanlarda, denemelerde veya şiirlerde cep telefonu yoktu. Hala garip geliyor. Hadi roman, hikaye, deneme neyse de şiirde görürsem kaldıramam. Yırtar Atarım. Bazen yeni dünyanın adetlerine yabancı hissediyorum kendimi. Şimdinin çocukları için standart olan şeyler bizlerin hayallerin de nasıl olabileceğini hayal ettiğimiz ederken de hiç bu sonuçlara ulaşamadığımız şeylerdi. İnsan geceyi uykusuz geçirince düşünceleri de kurt girmiş sürü gibi dağılıyor. Her şey bölük pörçük.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
leyla
Ah zaman. Leyla bir demdi geldi geçti, ardından mekan durdu, an durdu, Zalim ateşin zavallı pervanesi döndü, ışık durdu, zaman durdu. Yandı...
-
Seyredeyim hususen bir anı, An anlatmaz meramı, Susuz çöllerde yol alan bir gemi, Dümeni çelikten, pervanesi buzdan,
-
Tan yelinde seyreyledim baharı, İlk mi, son mu? Buğday tohumları ektim içime, Yaz mı, güz mü? Emeğimdir duam, Yağmur mu, kasırga mı? ...
-
Bir hal var içimde, bulutlara bulaşan hayallerim, Hazin akşam saatlerinde, gün doğumuna çalan heveslerim. Işıklı yolları geçerken yahutta ...